Ötesine Geçememek
Lacancı psikanalizde özne kendinden emin bir bilinç taşıyan bir yapı değil, tam tersine bir eksik etrafında kurulur. Bu eksiğin bir sorunun sonucu meydana gelmiş olması ise dikkat çekicidir. Manidar bir yazımı da vardır bunun; eksik bir sorun yüzünden midir? Bir soru-nun yüzünden midir?
Yabancılaşma özneye bir problemi dayar. Çocukların bitmek tükenmez sorularının itici gücünü burada arayabiliriz. En çok da annenin arzusu muammadır. Bana bunu dedi peki ya ne demek istedi? Benden ne istiyor? Ya da kısaca ne istiyor? (Che vuoi?)
Bu sorular halihazırda birer sorundur. Bu sorular karşısında çocuğun yapabileceği pek de bir şey yoktur. Bu ehvenişerle simgesel düzene girecektir ya da Lacan’ın deyişiyle daha beterine. (… ou Pire)
Bu soruyu yetişkinlerde şöyle de duyabiliriz:
“Yalnızlıktan çok sıkıldım, hiç bir nedenim yok gibi. Keşke bir partnerim olsa bana bir neden verirdi.”
Burada “neden” gösterenin altına bilinçdışı öznenin nasıl gizlendiğini görebiliriz. Bir zemin anlamında neden ve soru kipi olan neden? Bu zeminin soru sorması başlı başına enteresandır. Dinamik bir yapının görüngüsüdür. Soru mu zeminden mütevellit yoksa zemin mi sorudan belli değildir. İşte lacancı kastrasyon buradadır. Eksik bir organa indirgenemeyecek yapısal bir boşluktur. Dilsel düzenin bir sonucudur. Kastrasyon anne-çocuk ikilisine Babanın Adı’nın dahil olmasıyla üçlü bir yapıya dönüşmesidir. Öznenin eksildiği, bir kayıp verdiği ama sayesinde dilsel düzene girdiği bir olgudur.
Yazan: Onur Orak

Bir yanıt yazın